14. Bölüm
Kuralsız Aykırı Serisi 1 / ŞAH GELİYOR
❤️ 0
💬 0
İyi Okumalar!
Göz bebeklerime kadar titrerken ifadesizliğini koruyordu. Göğüs kafesim büyük bir hızla devam eden temposuna ara vermiyordu sesim kaybolmuştu sanki. Dudaklarımdan kaçan boğuk sesin çaresizliğini hala daha içimde yaşarken bana bunları hissettirdiği için ondan, ardından dudaklarımdan çıkanlara hâkim olamadığım için kendimden nefret etmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Gerçekten de bunu söylemiş miydi? Bana bu cümleyi gerçekten de kurmuş muydu? Dudaklarım acı içerisinde kıvrılmaya çalışsa da onları durdurdum ve gözlerimi kırpıştırarak omuzlarına dokundum. "Kalk üzerimden."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Sesim tahmin ettiğimden daha sert çıkmıştı. Suratını yaklaştırmaya başlayınca ikimizde de aynı ifade olmuştu. Şaşkınlık. Yeni keşfettiğim ifadesi dudaklarımın aralanmasına neden olmuştu. Belki de birden bu kadar hızlı toparlamama şaşırmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Ay ışığında kalan okyanus mavisine dönüşen bakışları artık az önceki kadar masum gelmiyordu. O cümlenin bendeki ağırlığı tahmininde ötesinde olmuştu. “Kalk dedim.” Ve ondan nefret ediyormuş gibi ittirdim. “Çekil.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Söylediğimi dinleyerek üzerimden kalkınca hem rahatlama hem de boğulma hissini aynı an da yaşayabilir miydi bir insan? Serin sular içerisine atıldığın da tüm benliği yakıp kül olabilir miydi?
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Dirseklerim üzerinde doğrulmaya çalıştığım da ilk denemem başarısız olmuştu, daha fazla güç toplayarak doğrula bildiğimde kendimi taşıyabileceğimden şüpheliydim. Tek elini saçlarının arasına daldırdığında pazıları belirgin olmuştu. Göğüs kafesi hiddetle inip kalkarken kapıya yaklaşıp arka cebinden anahtarı çıkartınca içimdeki öfke iyice yoğunlaşıyordu ve ben saldıracak yer arıyordum. Bu kadarlığı kesinlikle yaralanan ruhum için yeterli değildi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Dişlerimi sıkarak tek seferde tısladım. “Biliyor musun Mesih?” Dediğimde bu sefer hazırlıklı olan kendisiydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Ardından iğreniyormuş gibi baştan uca onu süzerek tükürür gibi tısladım. “İhtiyacım olan gerçekten de sen değilmişsin.”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Bir süre hareket etmeden öylece baktı. Baktıkça ifadesi kasılmıştı. Dişlerini sertçe sıkarak kapıyı açtı ve bir adım geri çekilerek boşluğu işaret etti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Defol."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Kaşlarım havaya kalktığında dudaklarımda aralanmıştı. Partideki çocuğu dövmesi tüm herkesin gözünü boyamış, Mesih’in beni sahiplendiğini sanmalarını sağlamıştı. Buna inanmasam bile beni kovmasıyla Seni sahipleniyorum. Değil. Sen kimsin ki? Demişti. Buğulu gözlerimde doluşan su damlalarının akmaması için elimden gelen her şeyi yapıyordum. Karşısında yeterince ağlayarak küçük düşmüştüm. Kendimi taşıyabilmek için yalvardım. Bir an önce pisliğinden bana bulaştırdıklarından silkelenmek istiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Yıkılan bir enkazdan farkım yoktu. Ağır adımlarla karşısına geçtim. Bir kez daha bakmak istiyordum o surata. Beni böylesine aşağılayan, dengesiz hayat ritmine uyduran, nefret ettiğim adama... Bir kez daha baktım ve yemin ettim. Yaptıklarının nedenlerini tüm sır perdelerini ortaya dökeceğime dair ismim üzerine yemin ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Senden nefret ediyorum Mesih. Seneler geçse de benliğimle beraber büyüyecek olan bir nefretim var. Gözleri irislerime sabitlenince bu sefer bende onu taklit ediyordum. Boş ve soğuk bakışlar... Elindeki anahtarlığı fırlatınca havada yakalayarak dudaklarımın kenarlarını tiksinircesine kıvırdım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Odadan çıkıp dar koridorda yürüdükten sonra katın kapısının kilidini açıp anahtarı koridorun başına kadar fırlatıp tiz bir ses çıkmasına izin verdim. Kapıdan çıktıktan sonra merdivenleri aşıp çıkabildiğimde etrafın boş olduğunu görmek canımı sıkmıştı. Çıkış kapısında duran Azad’la kısa bir an göz göze gelsek de onu umursamadan kapıdan çıktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Soğuk vücuduma işlediği an nefesim kesilmişti. Çıplak tenime çarpan rüzgâr elbisemin içinden sızmaya başladığında kollarımı kendime dolamıştım. Etrafa donuk bakışlarla baktığımda Selenay’ları görünce şükrettim. Suratı endişeyle fazlasıyla gerilmişti. Adımlarını hızlandırarak önüme geldikten sonra kollarını belime sarıp suratını omzuma gömdü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Elis..." Daha fazlasını söylemeye utanıyordu. Biliyordum, kendini suçluyordu. Haklıydı belki de. İleriye baktığımda Şeyda’yla göz göze geldim. Hipnoz olmuşçasına yere bakıyordu. Sanki eski bir anıda yolculuğa gitmiş gibiydi. Onat’ın ilgi odağı sadece bendim. Suçlu bakışlarla izliyordu her bir mimiğimi. Semum yoktu. Sahi, neredeydi o? Oysaki beni koruyacağını söylerken oldukça kararlı duruyordu. Dudaklarımı birbirine bastırarak Selenay’ın kollarından ayrıldım. Boş bakışlarla gözlerine baktıktan sonra konuşmaya başladım. "Eve gitmek istiyorum." Bir süre daha ifademi izledi. Ardından onaylayarak omzumdan kavrayıp arabaya doğru yönlendirdi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Eve geldiğimizde konuşacak halde değildim. Ne soracakları soruları dinlemeye ne de cevap vermeye mecalim kalmıştı. Her ne kadar bir an önce yatağa girsem de o gece hiç uyuyamadığım aşikârdı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Elis! Müziği biraz kısar mısın?" Selenay’ın sesini işittikten sonra inleyerek diğer tarafa doğru dönüp yatmaya devam ettim. Telefonumdaki şarkı listem sırasıyla çalmaya devam ederken hangi şarkıya geçtiğimizi bile idrak edemiyordum. Kafamda sadece bir şarkı dönüp duruyordu ve ben onu bastırmak istiyordum. Çalmakta olan gürültü bir anda kesilince rahatlasam da bu sakinliği sevmemiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Kafamı yastıktan kaldırdıktan sonra kollarını göğüslerinin altında bağlayarak ayağıyla yerde ritim tutan Selenay’a bakmaya başladım. "Yatmaktan sırtın düzleşecek, hadi kalk artık." Sahi, kaç gündür evden çıkmıyordum? Suratımı yastığa gömerek mırıldandım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Ne yapmamı istersin?" Dudaklarım yastığa yapıştığı için sesim boğuk çıkmıştı. Sırtımdaki yorgan çekilince kendimi çıplak gibi hissederek yatakta doğrulmuştum. Selenay cidden sinirli gözüküyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Evden çıkmaya ne dersin?" Başımı sallamaya başladım bu onu şaşırtmış olacak ki, gözleri kocaman açıldı. Evde kalmaktan benim de canım sıkılmıştı. "Kahvaltıyı hazırladınız mı? "
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Ah, hayır. Yani şimdi hazırlayacağız."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Tamam, marketten alınacak varsa gitmek isterim." Gülümsedi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Market listesi hazırlayayım," durup kaşlarını çattı. "Marketi hatırlıyor musun?" Üst sokağın caddeye açılan kısmında bir tane vardı. "Evet," yataktan kalkmaya başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Listeni hazırlayabilirsin..." Tekrar gülümseyerek yanımdan ayrıldı. Aynanın karşısına geçerek kendimi izlemeye başladım. Dudaklarım neredeyse tenimin rengini almıştı. Bu tuhaf şekilde kötü yerine iyi duruyordu sanki… Elimi saçlarıma attığımda az da olsa yıkama zamanını geciktirdiğimi anladım. Üzerimdeki bluzu çıkartıp elimde tutarak odadan çıkıp banyoya girdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Kabinden çıkıp bornozu üzerime geçirip saçlarımı taradıktan sonra kurutmaya başladım. Kahverengi saçlarımın ön kısımlarında oluşan hafif sarı gölgeler kurudukça rengini belli etmeye başlayınca nedensiz bir şekilde saçlarımdan nefret ettim. Bir zamanlar isteyerek yaptığım sarılıkları büyük bir beğeniyle tararken şimdi kesmek istiyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Ilık duş sayesinde kendimi temiz hissediyordum, bu beni biraz olsun rahatlatmıştı. Odaya geçtikten sonra dolabın kapağını açarak elimi pantolonlara doğru uzattım. Kahverengi pantolon üzerine siyah bir bluz geçirdikten sonra elimle önüme düşen saç tutamını geriye itip koyu renk bir ceketi kollarımdan geçirip odadan çıkmıştım. Selenay, elindeki mavi kartla üzerime doğru geldikten sonra bana doğru uzattı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Umarım seni çok zorlamaz..." Kartı aldıktan sonra üzerinde yazılanlara göz gezdirdim. Fazla bir şey olmadığı için taşırken zorlanmayacaktım. Askılığa gidip çantamı aldıktan sonra kısa botlarımı ayaklarıma geçirip doğruldum. Anahtara uzanarak omzumun üzerinden bakıp Selenay’a seslendim. "Anahtarı alıyorum!"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Tamam." Onay veren sesini işittikten sonra anahtarı alıp evden çıktım. Günler sonrasında apartmana ayak bastığımda içim ürpermişti. İshak olayından bu yana apartmandan nefret etmeye başlamıştım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Ferahlatan rüzgâr suratıma çarptığı an irkilmiştim. Suratımı kapatan saçlarımı elimle ittikten sonra üst sokağa doğru yürümeye başlamıştım. Dudaklarımın arasına sıkışan birkaç teli de geri ittikten sonra ilerlemeye devam ettim. Gözleri birer iğneymiş gibi üzerime batan insanlara bakmıyordum. Sürekli ismimi ağızlarından duymaya, beni öldürecek gibi bakan kızlara alışmıştım. Cadde üzerinde ilerlerken önünden geçmekte olduğum kuyumcudan çıkan suratı materyal dolu olan erkek dikkatimi çekmişti. O şeyleri yaptırırken canı acımamış mıydı? Gözlerimi kısarak o tarafa doğru bakmaya devam ettiğimde durduğumu o an idrak edebilmiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Denemekten zarar gelmezdi belki de. Değişmek değildi az da olsa farklılık istiyordum. Kararlı adımlarla girişe doğru ilerlemeye başladığımda üzerimi röntgenleyen bakışlarından alışsam da kabul ediyorum biraz rahatsız olmuştum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Dar ve havasız olan koridorda ilerlerken içim bunalmıştı. Duvarlarda olan karartılı tablolar insanı kasvete itiyordu, buradakilerin bulunduğum durumdan etkilenmedikleri zaten ortadaydı. Kızların terden birbirine giren saçları, erkeklerinse inik pantolonları, sürekli açmaktan ucu dışarıdan sarkan kemerleri toplumlarının ucuzluğunu kanıtlıyordu. Yer gök şahidimdi ki, kendimi annemden korktuğum için değil, ucuz olmadığım ve kendime değer verdiğim için erkeklerden koruyordum. Beyaz, çeşitli filmlerle dolu olan kapıyı itekleyerek açtığım da bir gümüşçüyle alakası olmayan materyaller ve saçma sapan insanlar görmüştüm. Elinde delik açmak için kullanılan tabancalardan olan orta yaşlarda bir adam vardı. Kafasına taktığı bandanayla uzun saçlarını geriye atmış, ağzındaki sakızla gençleşmek istediğini bir hayli ortaya koymuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Tabancayla oturan kızın kulaklarına delikler açmaya başlayınca izlerken bile irkilmiştim. Kulak memesinde üç tane deliği olan kızın kıkırdağına da bir delik açıktan sonra aynayı uzattı. Kulağının sızladığı surat ifadesinden belliydi. Aynaya bakınca gülümsemişti. Omzumun dürtülmesiyle yana doğru bakınca Lidya’yı görmüştüm. Suratında diğer günlere nazaran daha az makyaj vardı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Seni buralarda görmek beni şaşırttı." Diyerek konuşmayı başlatınca suratına bakmakla yetindim. "Gel, oturalım." Diyerek kırmızı koltukları işaret edince uslu bir çocuk olarak yönlendirmesine uydum. "Neden buradasın?" Deyince dudaklarımı ıslattım. "Bilmiyorum, farklılık istiyorum." Başıyla onayladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Bir dövme ister misin?".
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"İnsan teni daha fazla çekici... İstemem." Ardından tekrar ona doğru döndüm. "Sen neden gelmiştin?" Gülümsedi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Üçüncü bir dövme için." Gözlerimi devirdim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Diğer ikisi nerene yetmedi?" Omuz silkti. "Nasıl bir şey yaptıracaksın?" Heveslenip dudaklarını ıslatarak anlatmaya başladı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Vahşi bir pençe dövmesi," karşısına bakarak hülyalı bir sesle devam etti. "Tıpkı, güçlü bir kurt gibi..." Ardından dişlerini göstererek tısladığında baygın bakışlarla ona bakmakla yetiniyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Peki, bu kurt, izini nereye bırakacak?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Sinsice sırıttı. "Aşağılara... Hem de çok aşağılara..." Dudaklarım iğrenircesine buruştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Cidden oranı gösterecek misin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Kıkırdayarak omzunu omzuma dokundurdu. "Hadi ama ilk kez orayı görmeyeceğine eminim." İrislerimdeki renkler dağa fazla parlamıştı. Başımı onaylamaz anlamda salladım. "Sen gerçekten de tuhaf bir kızsın." Suratındaki gülüşü sildi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Hadi ama sadece takılıyordum." Onu umursamadan ileriye bakmaya devam ettim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Dövme istemiyorsan bir yerini deldir." Bakışlarım tekrardan suratını buldu. "Kulağını deldirerek başlayabilirsin..." Bu aklıma en çok yatanıydı. Evet, yapabilirdim. Başımı salladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Evet, sanırım bana en çok bu uyacak."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Calum!" Diyerek seslenince orta yaşlı adam bize doğru baktı. O an fark etmiştim göz renklerimiz hemen hemen aynıydı. "Lidya, nerelerdesin sen?" Sesinde tatlı bir İngiliz aksanı vardı. Lidya yanımdan kalkarak Calum’un yanına gittiğinde koltuk boşalmıştı. Bana doğru dönerek oturmamı işaret ettiğinde, kalçamın kırmızı koltukla olan temasını keserek ayağa kalktım. "Buralardayım, asıl sen nerelerdesin, mekânlarda olduğunu göremiyorum." Calum gülümsediğin de göz kenarlarındaki çizgiler yerini almıştı. Suratına yakışmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Artık yaşlanıyorum, sen ne için gelmiştin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Ben dövme yaptıracağım fakat öncesinde arkadaşımın kulağı delinecek. Calum gülümseyerek bana doğru döndü ve elini uzattı. "Calum." Gülümsemeye çalışarak eline bakmakla yetindim. Bunun egoyla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktu. Tanışma faslında el sıkışma mantığını hiçbir zaman anlayamamıştım ve sevmezdim de. Elini sıkınca tanışmış mı oluyorduk, ya da sırf tanışmak için ne diye önüme gelen insanların ellerini sıkacaktım ki? Calum gülümsemeye devam ederek elini geri çekip konuşmasına devam etti. "En azından ismini söyleseydin."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Elis..." Dedim ve dişlerimi birbirine bastırdım. İki isim taşıyan herkes bir diğerinden nefret ederdi ve ben, evet. İsmimden nefret ediyordum. Diğer ismimi de pek sevdiğim söylenemezdi fakat Elis den İris benzetmesinden sonra daha fazla nefret etmeye başlamıştım. Calum ellerini iki yana açarak İngiliz aksanıyla konuştu. "Tamam, seni yemeyeceğim. Sadece ismini merak etmiştim." Lidya kıkırdayarak aradaki atmosferi değiştirmeye çalıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Nefesimi öfkeyle bıraktığımda Mesih’in gerginliğini bir türlü atamıyordum ve sanırım bundan dolayı herkese biraz sert davranıyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Her neyse, o biraz yabanidir. Sen küpe deliklerini açmaya başla." Calum başıyla onaylayınca bende rahatlamıştım. Konuşmama gerek kalmamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Kaç tane istersin?" Bana yönelttiği soruya Lidya anında atlamıştı. "Dört tane." Gözlerimi kocaman açtım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Hey, zaten bir tane var." Pişkince sırıttı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Tamam işte beş olacak." Boğazımı temizledim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“O zaman iki tane kıkırdak bir tane de üçüncü delik yeri istiyorum, sağ kulağıma. Sol kulağımın da kıkırdağının orta kısmını delebiliriz.” Lidya dudak büktü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Kulak memendeki ikinci yeri delmeden üçüncüye mi delik açacaksın?” kafamı salladım. Herkes üçünü deliyor diye delme zorunluluğum yoktu. Calum soru sorarcasına Lidya’ya baktığında Lidya başıyla onayladı ve seçtiğim küpelerle tabancayı eline aldı. Lidya çenemden kavrayarak kıpırdamamamı sağladı. "Kafanı oynatırsan kulağın mahvolur. Bunu istemeyiz değil mi?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Dudaklarımı birbirine bastırarak kafamı oynatmamaya özen gösterdim. Tabanca tam yanımda dururken kendimi hiç de iyi hissetmiyordum. Kulak mememde soğuk spreyi hissedince dişlerimi sıktım, ardından metaller yerini almıştı, gözlerimi yumarak yumruklarımı sıktım. Acımayacaktı, dayanabilirdim. Çıkan sesin ardından gözlerimi açtım. Bitmiş miydi? Lidya gülümsüyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Acıdı mı?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Hayır."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Tamam, kıpırdama sakın." Talimatı aldıktan sonra Calum işine devam ediyordu. Kıkırdağıma geldiğinde daha fazla heyecanlanmıştım. Kulak mememe göre burası daha hafif sızlamıştı. Ayağa kalktığımda başımda bir sızı oluşmuştu, kulağım tuhaf bir şekilde sızlıyordu. "Bir süre üzerine yatma. Gün içerisinde en az iki kere küpeni çevir, başka bir isteğin?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Yok, herhalde,” Lidya tabloyu incelerken mırıldanmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Aslında bir yer daha var” bu ikisini de şaşırtmıştı. “Dudağımın üst kısmını delmeni istiyorum. Tıpkı bir ben gibi piercing yerleştireceğim oraya.” Kısa süre sonrasında dudağımdaki siyah metalde yerini alınca ayna karşısındaki görüntü hoşuma gitmişti. Çantamın fermuarını açarak Calum’a baktım. "Ne kadar tuttu?" Lidya omuzlarımdan kavrayarak beni kapıya kadar götürdü.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Benim sana hediyem olsun." Ağzımı açıp konuşacakken beni susturdu. "Görüşürüz." iç çekerek kapıyı kapatıp ilerlemeye başladım. Temiz havaya kavuşabilmek için adımlarımı hızlandırdım. Çantamın içerisinde kalan telefonumun arama müziğini işitince bir yandan yürümeye devam ediyordum, telefonumu çıkartmaya çabalarım hala sürüyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Birinin omzuma çarpmasıyla elimdeki çanta yeri boylamıştı. Kafamı kaldırıp baktığımda saçları beyaza yakın bir sarılıkta olan, benden yaklaşık beş santim kısa bir kızla karşılaşmıştım. Saç rengi itici değil, oldukça kusursuz duruyordu o suratta. Açık mavi gözleri…
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Mavi rengini es geçtiğimde acelesinin olduğunu fark ettim. İlerlemeye devam ederken ona omzumun üzerinden bakıyordum. Elini pardon dercesine kaldırdıktan sonra hızlı adımlarla ilerlemeye devam etti. Dişlerimi sıkarak yere eğilip çantamı aldım. Telefonumu çıkartabildiğimde müzik susmuştu. Tahmin ettiğim gibi Selenay arıyordu. Çıkışa doğru ilerlerken onu arıyordum. İlk çalışta açtı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Nerede kaldın?" Dudaklarımı ıslatarak caddede yürümeye başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Markete yeni geldim. Sorun yok." Sessiz kaldı. Telefonda konuşurken karşı tarafın sessiz kalmasından nefret ediyordum. "Tamam, hadi çabuk ol. Şeyda da geldi."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Tamam." Telefonu kapattıktan sonra montumun cebine koyarak önüme çıkan markete girdim. Mavi karta yazdığı malzemeleri aldıktan sonra bir an önce evde olmak için adımlarımı hızlandırdım. Apartmanın önüne gelince, anahtar ve poşetlerle olan imtihanım yeni başlamıştı. Demir kapıyı açıp asansöre yönelerek kat düğmesine basıp beklemeye başladım. Kabin açıldıktan sonra içinden çıkıp poşetleri tekrar tek elimle kavrayıp anahtarla kapıyı açtım. Selenay’ın sesini işitmiştim, birisiyle kavga ediyordu. Kapı sesini duymayacak kadar kendinden geçmişti. Kapıyı yavaşça kapattıktan sonra sessiz adımlarla ilerleyerek poşetleri koydum. Şeyda’yla tartışıyordu. "Ne demek işine devam etmesini istiyor? Yaptıkları yetmedi mi?" Onlar kimden bahsediyordu...
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Sanki ben istiyor muşum gibi konuşma Selenay! Alazla kavga ettim, yine de dinletemedim. Onu geri istiyor." Şifreli konuşmaları iyice kafamı karıştırırken Selenay’ın sözleri aklımdakilere bir fener olarak ışık tutmuştu. "Elis, oraya gitmeyecek! Ben yaparım her şeyi. Gerekirse Mesih’le de konuşurum. Ama onu götürmeyeceğim."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Mesih’le konuşmak mı? Emin ol onu göremezsin bile." Mesih beni geri istiyordu... Bunu çok iyi anlamıştım fakat onun anlayamadığı bir şey vardı. Ben gurursuz değildim. Sonunda beni fark ettiklerinde iç çekmiştim. "Bebeğim..." Dedi Şeyda. Sarıldığında kolunun kulağıma değmesi nedeniyle inleyerek ondan uzaklaştım. İkisi de şaşkın bakışlarla bana doğru geldiler.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Senin yaran mı var?" Dedi Selenay. Başımı onaylamaz anlamda salladığımda saçlarımı geri çekerek kulağıma baktı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Kulağının hali ne? Süzgece dönmüş, hey dudağın?" Dedi hayret dolu bir sesle. Bakışlarını kırpıştırarak dudağımın üstüne baktı. “Suratına ne yaptın!”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Fazla havalı duruyor!" Selenay Şeyday’a gözlerini devirdi. Saçımı serbest bırakarak geri çekildi. “Elis sana inanamıyorum.” Kafasını onaylamaz anlamda salladı “seni sadece markete göndermiştim!”
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Calum gerizekâlısı mı beşini birden deldi? Ya şişerlerse, hepsinin acısını nasıl çekeceksin? Omzumu silkerek masaya doğru ilerledim. "O senden yaşça büyük Selenay." Gerçekten de kendimi kötü hissediyordum ve bu değişikliğin enerjisi bile kısa sürede gitmişti sanki. Sürekli yeni enerjilere ihtiyaç duyuyordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Umurumda mı sanıyorsun?" Homurdanarak poşetleri alıp mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştı. Son olarak Selenay’ın getirdiklerinden sonra kahvaltımıza başlayabilmiştik. Tabağımla olan bakışmamla geçen bir kahvaltının ardından kızların da yemeklerini bitirmesini beklemiştim. Sırtımı sandalyeye yasladığımda ikisinin de düşünceleriyle boğuştuğunu görebiliyordum. En sonunda Şeyda pes ederek çatalını bırakıp kafasını kaldırdı. Bu Selenay’ın da bakışlarını üzerine çekmişti.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Bir şey sormak istiyorum." Lafı uzatmadan bana yönelttiğinde, ağzındaki baklayı az da olsa tahmin edebiliyordum. Partiden sonra o olayla ilgili hiç konuşmamıştık daha doğrusu ben hep kaçmış, üstüme gelmemeleri için cevap vermemiştim. "
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
“Kovdu." Alt dudağımı sinirle dişleyip bacağımı sallandırdım. İkisi de şaşırmış, ne dediğimi de anlamamıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Nasıl, kim kovdu?" Dedi Şeyda.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"O gün, Mesih beni yanından kovdu." Bir karış açılan ağzıyla Selenay’a baktıktan sonra zor da olsa konuşabilmişti. "Neden?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Bilmiyorum."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Deli piç." Şeyda’nın küfrüne gülümsemiştim. "Hem zorla götürüyor hem de kovuyor." Çatık kaşlarıyla etrafa bakındı. "Yaptığı mantıksızlıkları görüyor musunuz? Aklını kaçırmış."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Mesih tamamen bir soru işareti." Selenay boş bakışlarla önündeki fincana bakıyordu. Onu onayladım. Doğruyu söylüyordu. Mesih isminin anlamı kesinlikle soru işaret olmalıydı. Aynı zamanda da aramızın kötü olması Selenay’ın işine gelmişti. "Her neyse, akşama doğru Semum gelecek." Suratımı asarak ikisine baktım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Neden?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Gelmek için bir nedene ihtiyacı yok." Dedi Şeyda. Evet, haklıydı da. Semum onların uzun süredir arkadaşıydı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Tamam, hadi sofrayı toplayalım." Yerlerinden kalktıklarında hep beraber kahvaltılıkları kaldırıp, mutfağı toparlamıştık. Odaya gidip konsolun önünde durarak aynaya bakmaya başlamıştım. Saçımı çekerek küpeleri denetlemeye başladım. Gerçekten de hoş duruyorlardı. Ardından gözlerim konsolun üzerindeki fotoğraflardan birisine takıldı. Geldiğim günden beri görsem de o ufak ayrıntıyı fark edememiştim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Melek kanatları olan kolye, Selenay’ın boynunda asılı duruyordu. Bu Selenay’ın resmiydi ve ben o kolyeyi daha önce gördüğüme yemin dahi edebilirdim. Gözlerimi kapatarak çenemi sıkmaya başladığım da hafızamı yoklamaya başladım. Sağ elim karıncalandığın da onu yumruk haline getirdiğim an hissettiğim şaşkınlıkla gözlerim aralandı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
O kolye... Haftalar öncesinde elimdeydi... Vuslattaki kilitli kapıların ardını merak ettiğim için Alaz’ın ceketinin cebinde anahtarları ararken, göğüs kısmındaki fermuarlı gözde vardı o kolye. Tek farkı bir kanadının kırık olmasıydı. Selenay’ın kolyesinin Alaz da durması kafamı karıştırmıştı. Aslında o zamanda Selenay’ın böyle bir kolyesinin olmasını anımsamıştım fakat fazla benzetememiştim. Şimdi fotoğrafını görüyor olmak görüntüleri daha net birleştirebilmeme sebep olmuştu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Üstelik diğer kanadın, kırık olması... Zihnimdeki beyin fırtınalarını alevlendi. Kehanette kaldıkça artan sırlar tüm benliğimi yıpratmaya başlasa da çözecektim. Fotoğrafa son bir kez daha baktığım da suratımda bir gülümseme oluşmuştu... Kardeşim, Selenay burada gülümsüyordu... Kehanete geldiğimden beri gözlerine ulaşan gülümsemesini sadece geldiğim ilk gün ve bu fotoğrafta görüyordum. İç çekerek konsolun oradan ayrılıp test kitaplarımı çıkartarak, beyin fırtınasını biraz da başka konuların üzerinden patlatmaya başladım.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Uzun bir süre ders çalıştıktan sonra kapının kapanma sesiyle kafamı kaldırdığım da buğulaşan gözlerimle fazla çalıştığımı idrak edebilmiştim. Esneyerek sandalyede gerindikten sonra kalkıp odadan çıktım. İlk olarak banyoya girip suyu defalarca suratıma çarpıp havluyla kuruladım. Adımlarımı salona doğru yönlendirdiğimde Semum’un sert çıkan sesini işitmiştim. Beni görünce sustu ve önüne bakmaya başladı. Onu suçladığımı düşünmesini istemiyordum, Mesih’in karşısında yapacak bir şeyi yoktu. Onu rahatlatmak için gülümseyerek yanına oturdum. "Hoş geldin." Kafasını bana doğru çevirince görmüştüm kaşındaki morluğu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Kaşına ne oldu?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Parti gününden kalma." Dedi Şeyda. O an kendimden utandım. O gün onu göremeyince gittiğini düşünmüştüm... Günler sonrası bu haldeyse yarası tazeyken nasıldı kim bilir. Üzerimi denetledikten sonra konuştu. "Nasılsın?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Sıkıntı dolu bir nefes verdikten sonra mırıldandım. "İyi olmaya çalışıyorum." Başıyla onayladı. Ardından dişlerini sıkarak önüne döndü. Sanki bir şeyi söylemeye zorlanıyor gibiydi.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"O... Sana ne yaptı?"
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
Hatırlayınca tekrardan öfkeyle soludum ve ona ihtiyacım olduğunu söylediğim kısmı, ardından suratıma çarptığı cümleyi atlayarak sonuca geldim.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Bir şey yapmadı. Beni kovdu." Suratıma tuhaf bir bakış attığında gülümsemiştim. Komik ve tatlı bir ifadede duruyordu. Suratımdaki gülümsemeyi silen şey sert bir şekilde vurulan kapı olmuştu. Yerimde irkildiğimde kapıyı açmak için yönelen Selenay’a seslendi Semum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Kıpırdama!" Ardından ayağa kalkıp tüm heybetiyle kapıya doğru ilerlediğinde bizde meraklanarak peşinden gidiyorduk. Dürbünden baktıktan sonra bir saniye bile tereddüt etmeden kapıyı açtı. Onat’ı görmeyi eminim ki hiçbirimiz beklemiyorduk. Suratında her zaman olan çarpık gülüşlerinden birisi yoktu. Bu sefer endişeyi de taşıyordu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"İçeri gel." Dedi Semum. Onat hızla salona doğru yöneldiğinde kapıyı kapatarak peşinden gidiyorduk. Bir şey olduğu belliydi. İki elini saçlarından geçirerek bize doğru döndüğünde suratındaki endişe artmıştı.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Onat. Anlat artık, neler oluyor?" Onat dudaklarını ıslatarak bakışlarını hepimizin üzerinde gezdirip kaşlarını kaldırarak Şeyda’yı ve Semum’u kaskatı kesecek cümleyi kurdu.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Şah geliyor." Şeyda’nın dudakları aralandığında, Selenay’ın da benim gibi etkilenmediğini gördüm. Demek ki oda bahsettikleri kişiyi tanımıyordu. Tek kaşımı kaldırarak merakla sordum.
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.
"Şah?" Onat başını onaylamaz anlamda sallayarak rüzgâr gibi esen ismi söylemişti. "Melikşah."
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.
Bu paragraf için henüz yorum yapılmamış.